Kim Bir Topluluğa Benzerse o Onlardan Sayılır
 

Haberler:

SMF - Just Installed!

Ana Menü

Kim Bir Topluluğa Benzerse o Onlardan Sayılır

Başlatan sidre, 30 Ara 2022, 06:57 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sidre



BİR KAVME BENZEMEYE ÇALIŞAN ONLARDANDIR

İkinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyurdular ki:
"İki dini tasdîk eden (İslâm'dan başka hak din olduğuna inanan) kişi, şirk ehlinden sayılır. İslâm'ın hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden de müşriktir. Hâlbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak) İslâm'ın şartıdır, şirk şâibesinden sakınmak tevhiddir...
Hindûların büyük bildikleri günlere hürmet etmek, Yahûdîlerce bilinen âdetlere uymak, küfrü icap ettirir. Nitekim bazı cahil Müslümanlar, bilhâssa kadınlar, kâfirlerin belli günlerindeki küfür merâsimini icrâ etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar... Böylelikle o merâsime tam manası ile îtinâ ve itibar ederler.
İslâm'da bunların hepsi şirk ve küfürdür." (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 3, m. 41)
"Bir kere, bir hasta ziyaretine gitmiştim. O hastanın ölümü yaklaşmıştı. Hâline teveccüh ettiğim zaman, kalbini şiddetli zulmet içinde gördüm... Bu zulmetin kalkması için ne kadar teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde gizli bulunan küfür sıfatındandır. Bu sıkıntıların sebebi, küfür ehlini dost edinmesindendir.
Bana malum oldu ki bu zulmetlerin kalkması için teveccüh etmek, yerinde bir iş değildir. Zira onun bu zulmetlerden temizlenmesi, küfrün cezası olan cehennem azâbına bağlıdır.
Ve bana malum oldu ki, onda zerre miktarı iman mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedî kalmaktan kurtulacaktır.
Cehennem azâbı -ister ebedî olsun, ister muvakkat olsun- küfre ve küfür sıfatlarına mahsustur. (Yani, muvakkat cehennem azâbı; küfür sıfatının cezası, ebedî cehennem azâbı ise küfrün cezasıdır.) (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 266)

İkinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyurdular ki:
"İki dini tasdîk eden (İslâm'dan başka hak din olduğuna inanan) kişi, şirk ehlinden sayılır. İslâm'ın hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden de müşriktir. Hâlbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak) İslâm'ın şartıdır, şirk şâibesinden sakınmak tevhiddir...
Hindûların büyük bildikleri günlere hürmet etmek, Yahûdîlerce bilinen âdetlere uymak, küfrü icap ettirir. Nitekim bazı cahil Müslümanlar, bilhâssa kadınlar, kâfirlerin belli günlerindeki küfür merâsimini icrâ etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar... Böylelikle o merâsime tam manası ile îtinâ ve itibar ederler.
İslâm'da bunların hepsi şirk ve küfürdür." (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 3, m. 41)
"Bir kere, bir hasta ziyaretine gitmiştim. O hastanın ölümü yaklaşmıştı. Hâline teveccüh ettiğim zaman, kalbini şiddetli zulmet içinde gördüm... Bu zulmetin kalkması için ne kadar teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde gizli bulunan küfür sıfatındandır. Bu sıkıntıların sebebi, küfür ehlini dost edinmesindendir.
Bana malum oldu ki bu zulmetlerin kalkması için teveccüh etmek, yerinde bir iş değildir. Zira onun bu zulmetlerden temizlenmesi, küfrün cezası olan cehennem azâbına bağlıdır.
Ve bana malum oldu ki, onda zerre miktarı iman mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedî kalmaktan kurtulacaktır.
Cehennem azâbı -ister ebedî olsun, ister muvakkat olsun- küfre ve küfür sıfatlarına mahsustur. (Yani, muvakkat cehennem azâbı; küfür sıfatının cezası, ebedî cehennem azâbı ise küfrün cezasıdır.) (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 266)